AYIN HALLERİYLE YOGANIN ALAKASI
12 Aralık 2019
TRUMP’IN AZİL SÜRECİ BAŞLIYOR
12 Aralık 2019

Daha önce de söylemiştim, tekrar söyleyeceğim; Trump döneminde Amerika daha önce hiç karşılaşmadığı olayları yaşıyor adeta keşfedilmemiş topraklardayız.

Washington’da bundan önce yaşanan hiç bir “başkanlık azil süreci” başkanlık seçimlerinden hemen öncesine denk gelmemişti.

‪Azil süreçleri, tamamen anayasal temellere dayansa da doğaları gereği siyasidirler. Bill Clinton’a karşı yapılan suçlamaları Cumhuriyetçiler hayata geçirmişlerdi, Başkan Trump’ın azil sürecini ise Demokratlar yürütüyorlar.

‪Bütün bu gelişmelere, aynı zamanda seçim kampanyasına da hazırlanmakta olan Trump’ın kavgacı ve kindar üslubu da eklenince ortaya oldukça zehirli bir ortam çıkıyor. Kısacası; buralarda büyük ihtimalle ortalık fena karışacak.

Temsilciler Kurulu, “Donald Trump’ın Ukrayna Cumhurbaşkanından kendi siyasi rakibi konusunda bazı araştırmalar yapmasını isteyip istemediği ve bu istekte bulunduğu sırada Kiev’e yapılması gereken askeri yardımı beklemeye alıp başkanlık yetkilerini kötüye kullanıp kullanmadığı” konusunda yaptığı soruşturmayı tamamladı.

Trump, yaptıklarında hiçbir yanlış olmadığını, sadece şimdiki siyasi rakibi olan, eski Başkan Yardımcısı Joe Biden ve oğlu hakkında bir araştırma yapmalarını istediğini söyledi. Biden’in oğlu bir süre önce Ukraynalı bir enerji şirketinin yönetim kurulunda yer almıştı.

Demokratlar sadece bu konuya odaklanmayı ve suçlamaları oldukça dar bir çerçevede tutmayı tercih ettiler. Fakat duruşma salonunun dışında, koridorlarda, kulislerde, Donald Trump’ın derin ve sistematik bir davranışsal yozlaşma içerisinde olduğunu dile getiriyorlardı.

Bu durum, bazı yönlerden yirmi sene önce gerçekleşen Clinton azil soruşturmasını hatırlatıyor. Orada da azil soruşturması tek bir suç üzerine odaklanmıştı. Bill Clinton, yemin ettiği halde girdiği evlilik dışı bir ilişki ile ilgili yalan söylemişti.

‪Temsilciler Meclisi’nin Clinton için hazırladığı rapor Senato’ya geldi ve Senato’da bir duruşma yapıldı. Senato işlenen suçun görevden azli gerektirmediğine karar verdi. Donald Trump’ın Senato’da çoğunluk olan Cumhuriyetçilerden alacağı güçlü destek göz önünde bulundurulursa eğer, Trump’ın duruşmasının da büyük ihtimalle bu şekilde gelişmesi beklenebilir.

‪Bir başka önemli konu da Trump’ın bu azil sürecinde halkla olan ilişkilerini nasıl yürüttüğü konusu…

Clinton kendi azil sürecinde imajını zedelenmekten korumak için Başkanlık görevine ağırlık vermeyi, ülkenin iç ve dış işleri ile meşgul bir Başkan görüntüsü vermeyi tercih etmişti.

Trump da Clinton’ın izlediği yolda ilerlemeye karar verdi ve aslına bakarsanız, Trump’ın 2016 seçimlerindeki rakibinin Hillary Clinton olduğunu düşünürsek eğer bu karar oldukça ironik gözükebilir.

‪Amerika Birleşik Devletlerinin 45. Başkanı son günlerde fabrikaları ziyaret etmekle, ekonomi ile ilgili tweetler atmakla hatta Şükran Günü yemeğini askerlerle beraber yemek için Afganistan’a gitmekle meşgul.

‪Phillip Rucker, Washington Post’ta şöyle yazmıştı:

“Evet Trump, kendisinin “uydurma” diye adlandırdığı an be an, gün be gün gündemde olan azil süreci ile meşgul fakat Başkan ve ekibi bir yandan Başkanı “işiyle meşgul” gösteren fotoğraf çekimleri düzenliyorlar. Bu gösterilerin amacı, Amerikan halkını Trump’ın seçime bir yıl kala tamamen Başkanlık işiyle meşgulken Demokratların kendisini görevden azletmeye çalıştıklarına ikna etmek…”

Doğal olarak, Kraliçe 2. Elizabeth’in ev sahipliği yaptığı, Buckhingam Sarayı’nda gerçekleşen bir resepsiyon da, Başkanın ekibi tarafından böyle bir fotoğraf çekimi için biçilmiş kaftan olarak değerlendirildi.

‪Okazyon, NATO’nun 70. Kuruluş Yıldönümü için gerçekleştirilen bir zirveydi ve Trump tabii ki kendisinin dünya sahnesinde ne kadar güçlü ve usta bir oyuncu olduğunu herkese göstermek için eline geçen böyle büyük bir fırsatı kaçırmayacaktı.

‪Olaylar pek de planladığı gibi gelişmedi.

‪Gazeteciler ve kameralar, Trump’ın NATO’nun diğer liderleri ile yaptığı görüşmelerinin bir bölümünü görüntülemeleri için içeri alınınca Trump doğaçlama bir şekilde bu çekimleri basın konferanslarına dönüştürmeye başladı. Azil sürecinden tutun da Kuzey Kore’ye, yaklaşmakta olan İngiltere seçimlerine kadar her konuda soruları cevapladı.

‪Aralarında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Kanada Başbakanı Justin Trudeau da bulunan görüşme yaptığı dünya liderlerine sanki bir televizyon şovunun aksesuarlarıymış gibi davrandı. Tabii bu tavrı gözlerden kaçmadı.

‪Buckingham Sarayı’nda, Kraliçe tarafından verilen resepsiyon sırasında çekilen bir görüntü daha sonra televizyonlarda yayımlandı. Görüntülerde Trudeau, Macron ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Trump’ın bitmek bilmeyen “basın toplantıları” ile dalga geçiyorlardı.

‪Trudeau’nun “Trump’ın ekibinin ağzı açık kaldı” dediği duyuluyor ve çenesi yere düşmüş gibi bir hareket yapıyordu.

‪Trump bu durumdan hiç hoşnut kalmamıştı.

Ertesi sabah Kanadalı lideri “ikiyüzlü” olmakla suçladı, Londra Zirvesinin sonunda gerçekleştireceği bir basın toplantısını da iptal etti.

Belki de seçim kampanyası süresince Amerikanın dünyanın alay konusu haline geldiğini iddia eden Donald Trump’a kendisinin alay konusu haline gelmesi ağır gelmişti. Ya da sadece, Washington’daki Temsilciler Meclisinin Adalet Komisyonunda yapılacak ilk azil oturumu sırasında medyanın gözünün önüne çıkmak istememişti.
Basın toplantısı sırasında ekranların ikiye bölünmesi ve bir tarafında da oturumun yayınlanması Başkan için çok da hoş olmayacaktı.

Aynı anda Joe Biden’ın Başkanlık Kampanyasını yürüten ekip de NATO zirvesinde Trump’a gülüp alay eden dünya liderlerinin etrafında dönen bir reklam filmi hazırlamıştı. Filmin mesajı Amerika’nın şimdi belki de hiç olmadığı kadar tutarlı, deneyimli, dış ilişkilerde uzman, yurt dışında saygı gören bir lidere ihtiyacı olduğuydu.

‪Biden’ın hazırlattığı reklam çok güçlü bir çıkış yaptı ve yayımlandıktan sonraki birkaç gün içerisinde sadece sosyal medyada 12 Milyon hit aldı.

‪Evet, Trump’ın Ukraynalılardan hakkında araştırma yapmalarını istediği Joe Biden’dan söz ediyoruz, üstelik eski Başkan Yardımcısının aleyhine hiç bir delil de bulunamadı.

‪Olan biten çok şey var, bu hikayede bizi daha çok sürprizler bekliyor.

‪Daha önce hiç yaşamadığımız şeyler yaşıyoruz. Takipte kalalım!

 

Çeviren: DENİ̇Z YURDAKUL

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for dergi.halimiz.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!