“YALNIZ DEĞİLSİN!”
6 Şubat 2020
BİLİMSELLİK
13 Şubat 2020

Suriye’de en tehlikeli aşamaya geçiliyor

“Bu köşede geçen cuma günü yayımlanan “Serakib İdlib denkleminde stratejik düğüm haline geldi” başlıklı yazımız şu tespitle bitiyordu:

Suriye’de en tehlikeli aşamaya geçiliyor

“İdlib’de sahadaki durum, bir tarafta Türkiye diğer tarafta Esad-Rusya ikilisinin attıkları adımlarla sahada yeni mevziler aldıkları, bu şekilde karşılıklı olarak ellerini yükselttikleri tehlikeli bir tırmanma eğrisi izlemektedir.”

Aynı yazıda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Serakib’in 10 kilometre kadar kuzeyindeki Taftanaz’a yaptığı sevkıyatla buradaki askeri havaalanında yeni bir gözlem noktası kurmakta olduğu bilgisi de yer alıyordu.

Ne yazık ki, bu tehlikeli tırmanış hafta sonunda Rusya ile yürütülen müzakerelere rağmen kontrol altına alınamamış, hatta daha da kuvvetli bir ivme kazanmış ve dün öğleden sonra Taftanaz’da Esad ordusunun açtığı topçu ateşine hedef olan beş askerimizin şehit olduğu elim hadiseye kadar varmıştır.

Olayların akışı -Rusya ile müzakerelerde krizi durdurma yönünde bir mutabakata varılamadığı takdirde- İdlib sahasında bir tarafta TSK ve desteklediği silahlı muhalif gruplar, karşı tarafta Esad ordusu, İran yanlısı milisler ve Rusya hava kuvvetleri olmak çok aktörlü ve çatışmanın çok daha geniş bir alana yayılabileceği oldukça kırılgan bir potansiyel taşıyor.

Buraya nasıl geldik?” Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Ergin’in yazısının devamını okumak için lütfen buradaki linki tıklayınız.

Başbuğ olayı: kumpas içinde kumpas

“İlker Başbuğ olayı bir grup AK Parti milletvekilinin 7 Şubat günü suç duyurusunda bulunmasıyla yeni bir boyuta sıçradı. Aslında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 5 Ocak günü AK Parti Meclis Grubundaki konuşmasında bütün milletvekillerinin Başbuğ aleyhine dava açmasını istemişti ama kamuoyuna yansıyan şimdilik yedi isim söz konusu; kimler olduğuna birazdan geleceğiz. Daha önce, yine AK Parti döneminde, şimdi “FETÖ üyesi” suçlamasıyla aranan savcı ve hâkimlerin marifetiyle “terörist” suçlamasıyla 26 ay hapiste tutulan Başbuğ’un bu suç duyurularından geri adım atacağına dair bir işaret de bulunmuyor. Gelişmelerin yüzey tabakasını kazıdıkça aslında kökü geçmişe dayanan çok daha karmaşık, “kumpas içinde kumpas” diyebileceğimiz, ucu belki de cumhurbaşkanlığı seçimlerine dek uzanabilecek bir tabloyla karşı karşıya kaldığımız anlaşılıyor.

O nedenle Başbuğ’un neden bu konuyu gündeme getirdiğinden, Erdoğan’ın neden bu sert tepkide bulunmak için bir hafta beklediğine dek birkaç soru dâhil, filmi biraz geriye sarmamız, siyasetin yakın dönem arkeolojisine dalmamız gerekiyor.

En yakından başlayıp geçmişte olanlarla bağlarını kurarak ilerleyelim.” Gazeteci Murat Yetkin’in yazısını okumak için buradaki linki lütfen tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!